Baudrillard okumak sonsuz bir zihin açıklığını ve her satırından öfke aroması akan bir meyveyi tatmak gibi. Aşağıdaki yazı Defter’de yayınlanmış; Çaresiz Stratejiler kitabından. Çeviren Oğuz Adanır. Muharrikler için yaşasın Cehennem! “Dünyaya gelen herkes bir gün ayartılmak zorundadır.” diyor Baudrillard…Okumaya devam…

“Günümüz Sanatında Yazının Plastik Bir Dil Olarak Dışavurumsal Kullanımı” bir bitirme tezi, Güneş Oktay tarafından yazılmış. Dikkatimi çeken kısım -içinde her ne kadar görsel şiir konusu nadiren geçmiş olsa da bir akım olarak- aşağıdaki başlık altında olan ve tezi kapsayan “okunamazlık” ya da “okunmazlık” olgusu. Yazı’nın, Harfin ya da HurufatınOkumaya devam…

Barthes’ı okumaya ve alıntılamaya devam. Yazı nedir? sorusunun fraktallarında dolandırıyor zihni. Kaybolmak istenen bir boyut içine hapsedilmiş rizomatik bir labirent bu kitap, görsel şiir için. Neden görsel şiir için? Çünkü böyle bir düşünce ya da düşünme ancak Yazı üzerine Söz’den devralınmış derin yorum yeteneği ile mümkün olabilir. Yazı Üzerine Çeşitlemeler‘den (YKYOkumaya devam…

Barthes, Yazı’nın kısaca gelişimini anlatıyor, daha fazla şey de yazıyor aslında kitabın tamamında. Görsel Şiir ile Yazı arasındaki bağ en çok Barthes’ın metinlerinde görünür hale geliyor bana göre. Elbette belki yaşadığı zaman içinde örneklerini görmüştür, o konuda yazdı mı bilmiyorum fakat Yazı Üzerine Çeşitlemeler (2007, YKY) çok iyi okunması gerekenOkumaya devam…

Son Barbar’ın sonu Melih Cevdet’in bu metni ile geldi denebilir. Yazıyı eğip büker, orasından burasından keserken karşıma yazının sonu geldiğinde Anday’ın metni ışıldadı, kendisini belli etti. Bu kafa karışıklığı belki de Modern Şiir’in gelip tıkandığı yeri de işaretliyor..Okumaya devam…