Cioran bulduğu o damarı her zaman son noktasına kadar zorlayan bir şairden farklı değil. Düzyazıyı anlamsız kılan, türü öznellik ve nesnellik arasındaki o gergin zemine yerleştiren bu namevcut dil her an insanın içinde o en ilkel dürtülerle, gem vurulamamış barbarlığa yakından bakıyor. Son aylarda hissettiklerimizin özeti, son yüzyılın gamlı modernlerininOkumaya devam…

Baudrillard okumak sonsuz bir zihin açıklığını ve her satırından öfke aroması akan bir meyveyi tatmak gibi. Aşağıdaki yazı Defter’de yayınlanmış; Çaresiz Stratejiler kitabından. Çeviren Oğuz Adanır. Muharrikler için yaşasın Cehennem! “Dünyaya gelen herkes bir gün ayartılmak zorundadır.” diyor Baudrillard…Okumaya devam…

“Günümüz Sanatında Yazının Plastik Bir Dil Olarak Dışavurumsal Kullanımı” bir bitirme tezi, Güneş Oktay tarafından yazılmış. Dikkatimi çeken kısım -içinde her ne kadar görsel şiir konusu nadiren geçmiş olsa da bir akım olarak- aşağıdaki başlık altında olan ve tezi kapsayan “okunamazlık” ya da “okunmazlık” olgusu. Yazı’nın, Harfin ya da HurufatınOkumaya devam…

Barthes’ı okumaya ve alıntılamaya devam. Yazı nedir? sorusunun fraktallarında dolandırıyor zihni. Kaybolmak istenen bir boyut içine hapsedilmiş rizomatik bir labirent bu kitap, görsel şiir için. Neden görsel şiir için? Çünkü böyle bir düşünce ya da düşünme ancak Yazı üzerine Söz’den devralınmış derin yorum yeteneği ile mümkün olabilir. Yazı Üzerine Çeşitlemeler‘den (YKYOkumaya devam…