Hegel yine Hegel yine Kojéve

Besnier’nin “İmkansızın Politikası” zannediyorum bir orman kitap. Orada Sartre’ı, Fransızların Hegel ile tanışmalarını, Raymond Aron’u, Bataille’ı, Camus’yü vb. peşinden sürükleyen ve 2. Dünya Savaşı sonrası Fransız kafasını bulandıran Kojéve’i tanıdım en çok. Ve en çok da Kojéve’in derslerinden anlattığı bu Hegel’i tanıdım, spekülatif okumanın ve yeniden yorumun zirvesi varsa eğer, benim için bu kitap oldu. Alıntının geçtiği kitabın adı “Hegel Felsefesi’ne Giriş” ve Alexandre Kojéve’in Yüksek İncelemeler Okulu’nda (Ecole des Hautes Etudes), 1933’ten 1939’a kadar Hegel’in Tinin Fenomenolojisi’nin çok özgün bir şekilde açımlayıp yorumladığı “dersler”den oluşuyor. (İmkansızın Politikası yeniden baskı yapmadı, Kojéve’in Selahattin Hilav çevirisi ise 5. baskıyı yapmış.)

Daha fazlasını oku

Ses… Deneme: 1 ki 3

Yazıya dökülen ilk sesin ne olduğunu merak etmişimdir kendimi bildim bileli. İlk sesin vücûdu neyden var oldu? Adem ile Havva ne söylediler ki birbirlerine? Lekenin ve izlerin bakıştaki kıymeti ortaya çıkıyor bir anda böylelikle. Harfler kainatın büyülü tılsımları sanki her baktığımda derinlik sarhoşu hissettiğim.

Daha fazlasını oku

Yaban Düşünce’den

Levi-Strauss’un Yaban Düşünce’de çizdiği çerçeve en azından öncelikle “büyüsel bilgi” ile “bilimsel bilgi” arasındaki uzaklığı fark ettirmeye çalışıyor, sonra aralarında birkaç bin yıllık uzaklığın kapanmaya başladığı yeri işaretliyor. Ortaya “yaptakçı” ya da “bricoleur” çıkıyor. Yaptakçı ilksel olan ya da “ilkel” olan fakat işin bizi ilgilendiren kısmı ise, buradan görsel şiir yapan şairin yöntem ya da stratejilerine de bir patika çıkabilmesi [ya da en azından benim görüşüm bu yönde].  Bir bilim adamı ya da mühendis kesinliği ile çalışan “günümüz şairinin” karşısında tasa ile tasarısı arasında tekinsiz olan barbar görsel şair! Alıntılar Tahsin Yücel’in çevirdiği YKY baskısından.

Daha fazlasını oku

Anneler, Çocuklarınızın Büyüyünce Piyasa Danışmanı Olmasına İzin Vermeyin

“Tüketim kapitalizmi temelde materyalist değil, semiyotiktir.  İşaretlerin, sembollerin, resimlerin ve markaların psikolojik dünyasıyla ilgileniyorlar, elle tutulur ürünlerin fiziksel dünyasıyla değil. Pazarlamacılar bifteği değil, cızırtısını sattıklarını biliyorlar; çünkü prim yapacak bir markanın cızırtısı yüksek kar payı sunarken bifteğin kendisi her kasabın satabileceği düşük marjlı metadır.” diyor Geoffrey Miller, Tüketimin Evrimi (Alfa, 2011) kitabında.

Daha fazlasını oku