Her Yerde Varoluş

Virilio, Enformasyon Bombası‘nda “Küreselleşme tarihin hızlanmasının tamamlanması değil sonlanmasıdır, dünyanın sunduğu imkanlar alanının kapanmasıdır.” diye belirtir. Aşağıdaki ufak parça Covid-19 salgını ile yaşantımızdaki bir boyutu kaplayan ve orada her daim var olacak gibi görünen “mevcudiyet”ten bahsediyor.


Gerçek zamanın dramaturjisi bugün her yerdedir: işlerin iş güvenliğinden uzak olmasında, sınırlı süreli iş sözleşmelerinde, uzun süreli işsizlikte, boşanma rüzgarıyla bir dağılıp bir birleşen ailelerde… Zapping kaygısı giderek evrenselleşmektedir. Eğer “şimdiki zaman” geçen zamanın simetri ekseni ise HER YERDE VAROLAN bu merkez artık “ileri” toplumların hayatının tamamını kontrol etmektedir. Bu eksenin “kırılması” ve bu nedenle “geçmişe”, ölü hafızaya (ertelenmiş zamana) ve pişmanlığa kaymak her şekilde engellenmelidir. Nitekim bir zamandan beri pişmanlık da bir moda haline gelmiştir (Başımızdaki henüz suçlu olmayan sorumlular kendilerinden önce gelenlerin işledikleri hatalar için özür dilemekte, ancak bugün işleyebilecekleri suçlar hakkında herhangi bir şey yapmamaktadırlar). Aynı şekilde, planlı ekonominin başarısızlığı nedeniyle vazgeçtiğimiz gelecek projesine bizleri itecek olan ani bir “zamansal simetri parçalanmasından” da kaçınmak gerekir.

Bu nedenle küreselleşmenin gerçek zamanının yüzeyine en uygun düşen slogan no future‘dır [Gelecek Yok]. Bu yüzey içinde, bizim hareket etmemize gerek kalmadan her şey bize gelir; çevremizi saran şeylere, yerlere, canlılara doğru hareket etmemiz gerekmez.

Ulaşım araçları devrimi çağında bir yere varmak yolculukların süresiyle, fiziksel hareketin boyutlarıyla sınırlandırılıyordu. İletişim araçları çağında ise süre yokluğu, enformasyonun anındalığı, her somut edimi ve EYLEMİ aşan İNTERAKTİFLİĞİN gelişimi gibi nedenlerle varış olgusu genelleşmiştir.

Telekomünikasyonun sanal gerçekliği tarafından yerinden edilen iletişimin güncel gerçekliği gözden düşmüştür. Bu gözden düşme, bir zamanlar binlerce deniz mili boyunca uzanan okyanusların bugün hem deniz araçlarının hızı hem de okyanusları birer çöplüğe dönüştüren tankerlerin trafiği nedeniyle maruz kaldıkları gözden düşmeyi andırır. Havacılığın “havadan daha ağır” araçları, itme hızı sayesinde nasıl hareket edebiliyorsa bugünkü “hızlandırılmış gerçeklik” de sinyalleri anında ileten dalgaların yayılımının kaldırma kuvvetine dayanmaktadır.

Yerden iyice havalanmış olan binyıl sonu tarihi artık yalnızca olayların sürekli tele-varoluşundan destek almaktadır. Bu olaylar gerçekte birbirinin ardından gelmemektedir, çünkü anındalığın YÜZEYİ tarihsel sıralanmanın DERİNLİĞİ karşısında zafer kazanmıştır.

Her şey zıttına dönüşmüştür. Artık bize doğru gelen, bize kavuşan şeyler önemlidir; coğrafi ufuk çizgisine, hafızamızın derinliklerine doğru giden, bizden ayrılan şeyler değil. Bu nedenle tiyatro temsilinin gerilemesi çok önemli ipuçları taşıyor. Aktörün orada olması üzerinden oluşturulan somut kurgu, ekranları dolduran elektromanyetik hayaletlerin zayıf kurgusuyla zıtlık içindedir.

Bu son durumda “bazı tiyatro biçimleri kitle iletişim araçlarının hızını içermek, hatta aşmak gibi talihsiz bir girişimde bulunmaktadırlar. Replikler öyle hızlı bir şekilde art arda sıralanmaktadır ki ortaya çıkan sonucun hızı ‘zapping’in görüntü değişimleri’nin hızıyla tam anlamıyla uyumludur”.

Tiyatro piyesinin “bölüm”leri bu nedenle aktör ile izleyici arasındaki doğal farkın kaybolduğu “interaktif bölüm”lere, hatta “bölüm araları”na dönüşür. Burada “roller” birbiriyle birleşir veya birbirine karışır; daha doğrusu sanal gerçekliğin geleceği ve geçmişi olmayan anı ile tiyatronun sahne kurgusu birbiriyle aşırı ölçüde kaynaşır.

Burada madde haliyle sahnenin koşullarına artık cevap veremeyen ama son derece hassas bir dengenin varlığını sürdürmesi sayesinde ayakta kalan bir cismin AŞIRI-BİRLEŞMESİ söz konusudur. İskambil kağıtlarından yapılma bu şatoyu yıkacak olan Kaza da yakın gelecekte beklemektedir.

Burada bir kez daha “finans ortamı”nın simgesel ve spekülatif durumunu, ulusların gerçek zenginliğiyle ilgisiz değer belirlemelerin otomatik etkileşimi üzerine kurulu dünya ekonomisinin sanal küresini hatırlamış oluyoruz. Bundan yaklaşık on beş yıl kadar önce Wall Street Borsası’nın işlemcilerinin ve diğer borsa oyuncularının faaliyetlerini otomatikleştiren bir program training (program eğitimi) devreye sokulmuştu. Ancak bu büyük spekülatif patlamanın ardından 1987 krizi gelince sistemin aşın yüklenmesini engellemek için “akım kesme” mekanizmaları oluşturuldu. Yerel finans piyasalarının tek bir küresel piyasa halinde yeniden örgütlenmesi sırasında ortaya çıkacak böyle bir “kazayı” engelleme amacı güden bir zapping’di bu. Yine de 1 997 sonbaharında patlak veren Asya krizinin önüne geçemedi.

Burada da “gerçek zamanın dramatürjisi” ölümcül bir rol oynamakta, iktisadi aktörleri mantıklı davranmak için gerekli olan düşünme süresinden mahrum bırakmaktadır.

Aynı şey kültür alanında da geçerlidir. “Sanat piyasasının” çöküşü yalnızca değerinden fazlasına satılan şu ya da bu sanatçının göreli önemini de beraberinde yıkıma sürüklemekle kalmamış, çağdaş sanatın değerlerinin gerçekliğini de tehlikeye düşürmüştür.

Bu durumu görmek için Avrupa’da sanatın krizi çerçevesinde yapılan tartışmaları, örneğin Kassel şehrinde düzenlenen son Documenta gibi büyük sanatsal gösterilerin ardından yapılan tartışmaları izlemek yeterlidir. “Modem sanat”ın ortaya çıktığı dönemde “klasik” sanat tarihi bir hızlanma yaşamıştı. Bugün ise “çağdaş” sanatın gerçekliği hızlanmakta, SİBERKÜLTÜR çağıyla birlikte gelecek olan sanal sanatın karşısına çıkmaya çalışan bir güncel sanatın doğuşuna tanık olunmaktadır.

Yersizleşme olgusu kübizmde insan figürlerinin parçalara ayrılması veya geometrik soyut sanatta bu figürlerin tamamen ortadan kalkması şeklinde dile geliyordu. Bugün ise, sanallık çağının ürünü olan bu yersizleşme sanatçı ile izleyiciler arasında interaktif bir geri-besleme süreci yaratmaktadır. Her izleyicinin bakışına göre değişen ve dönüşen bilgisayar çizimleri bu tür sanata örnek oluşturuyor. Öte yandan, puantalizm veya bölümlemecilik gibi akımlarda insan figürünün parçalanması bugün parçalar geometrisi sayesinde yeni bir yapıçözüm türüne, yapıtın mekan-zaman boyutlarının yapıçözümüne neden olmaktadır. Yapıtın ani bir elektronik motorizasyon geçirdiği çağda formların parçalanması ile “sanat nesnesi”nin yersizleşmesi aynı anda gerçekleşmekte, bu durum tarihin değilse de plastik sanatların gerçekliğinin hızlanmasına eşlik etmektedir.

Bir yanda aktör ve izleyicinin sorgulanması, diğer yanda ise yapıt veren ile yapıta bakan kişinin sorunlaştırılması; tiyatro sahnesinin sorgulanmasının ardından sanatın yerinin mesele haline getirilmesi. Bütün bu işaretler daha önce eşi benzeri görülmemiş bir dönüşümü, siberkültür çağında kültürün tabi olacağı zamansallık rejiminin ne olacağını haber vermektedir.

Bir Cevap Yazın