Karanlığın Yankısız Dibi: Zinhar

“Dipsiz derinliğin yankılanmaz karanlığı.” diyor Lord Dunsany. Lovecraft’ın “Adsız Kent” öyküsünde andığı bu ifade, artık edebi olmayan “edebi” yaşantımın özeti gibi duruyor. Ayrıca Lovecraft’ın dehşetin merkezine oturttuğu Arap Alhazred’in şu ifadesi de eklenebilir bu kara tabloya: “Sonsuza dek yatabilen o ki ölü değildir, Ve tuhaf çağlar ilerledikçe ölüm dahi ölebilir.’ Yakındığım ya da şikayet ettiğimden değil, fakat durum bu kadar umutsuz, kendi adıma. Ama hepimiz gündelik yaşamın kurbanları olacak kahraman adaylarıyız, o yüzden hicranlara gark olmaya gerek yok.

Zinhar dergisi, bir fikir olarak doğup serpildiğinde, ortada görsel şiir adında bir şiir türü yoktu benim için. Sadece “deney” konusunda belli belirsiz bir ısrar vardı. O ısrarın sonunda sürüklendiği ve karar kıldığı yer görsel şiir oldu. Örfî şiir anlayışının kum saatini ters çevirip, akan kumun taneleri arasına katrandan mürekkepler atıldı işte o zaman. Örfi dediğim şeyin ilk başlarda “konvansiyonel ya da dizeli” olarak ifade edildiğini hatırlatıp geçeyim. Örfî ifadesi İnalcık’tan aşırdığım bir kavram olarak meramımı eksiksiz anlatıyor.

Zinhar'ın 8. sayısını okumak için tıklayın.
Zinhar’ın 8. sayısını okumak için tıklayın.

Geçen haftalarda Zinhar dergisini yeniden 12 sayfalık küçük fasiküller halinde yayınlamaya başladım. 4 sayı yayınlandı ve içeriği de Son Barbar Görsel Şiir Antolojisi’nin parçalarından geliyor. Oradaki içeriğin ve kitaba alınması için bana gönderilen şiirlerin bir kısmı bu sayılar devam ettikçe yayınlanacak. Eğer başarabilirsem, bu fasikülleri Ankara’dan başlayarak birkaç kitabevine matbu olarak bırakmak da istiyorum. Ama en güzeli elbette okurun, yayıncı olarak Zinhar’ı alıp, kendisine mal etmesidir. Türk şiir okuru öyle veya böyle kendisine dikte edilen şiiri kendisi ile çarpıştırmayı sevmez, vekaleten tüketir onu. Çünkü o haklı “okur” / “dinleyici” yerini başkasına terk etmek istemez. Ayrıca zaten okurdan fazla “şair” olduğu için oradan bu tarafa geçiş de hoş karşılanmaz vesaire. Görsel şiir gibi paftasız alanlar da, bu geçişi kolaylaştırdığı, şairin “kutsal” yazısına müdahaleyi okumanın ön koşulu saydığı için sevilmez. Ama deney başka ne olabilir?

Zinhar Sayı 9 okumak için tıklayın.
Zinhar Sayı 9 okumak için tıklayın.

 

 

 

 

 

 

 

 

“Karanlığın Yankısız Dibi: Zinhar” üzerine 2 yorum

  1. Umutsuzluk ve en karanlık dip, sıçramanın adeta yeniden şaha kalkmanın da filizlenip doğduğu düşünsel şafaklardır. Ben ışığın doğduğunu tane tane ve zerre zerre görüyorum. Umarım sen de farkındasındır. Başka yer yok! İnşa edip, sahiplenip öbekler halinde “işimizi” eylemekten başka çaremiz yok.

    Yapmanın çağrısı, yapıntı dediğin kolaj ve malzemenin çağrısı-itkisi görsel şiirin gereği. Başat çağrıya cevap veren şairler, yazarlar ve tasarımcılar olarak deneyen, yeniden birleştirip yeni anlamlar üreten bağlamsal üst labirente tabiyiz. Her okuma, yeni görüş ve her görüş yeni bakış demek. Görsel şiirin izinden gitmeye devam her ne kadar tanımı ve sınıfı belirsizlik bulutlarıyla yer yer gölgelense de.

  2. görsel şiir ve deney her zaman çıkmazda, o yüzden umutsuzluk yaşantının, gündelik hayatın ve gündelik hatanın simge/sembol dünyasından beslenme biçimlerinden biri sadece. kayıtsızlıkla birlikte, tersine-üretimin, negatif-başarının anahtarları. bu da Şiir demememiz için kafi bu türlere..

Bir Cevap Yazın