Yeminli Kitap Müfettişi

Benjamin, Son Bakışta Aşk‘ta, endüstriyel tipografinin ve kitap üretiminin Mallarmé‘nin ve dadaizmcıların elinden çıktıktan sonra nasıl “kitabın arkaik sükûnetine” saldıran bir araç haline geldiğini anlatıyor. Bu anlamda, Görsel Şiir gibi “deneylerin” çok da kalıcı olmaları gerekmiyor, belki. Çünkü reklamı yapılamayan şeylerin “şiiri” olmak zorunda Şiir. Her ne kadar sonunda Benjamin “enternasyonal bir yazı dili” öngörüsünün “kaka emojisi” ya da “barkod tabancası” ile önümüze çıktığını görememiş olsa da..


Nasıl bu dönem genel olarak Rönesans’ın antiteziyse, özel olarak da matbaanın icat edildiği durumun karşıtı. Rastlantı ya da değil, matbaanın Almanya’da ortaya çıkışı, kelimenin en önde gelen anlamıyla kitabın, kitaplar kitabının Luther’in çevirisi aracılığıyla halka mal olduğu döneme denk geldi. Şimdiyse her şey geleneksel biçimiyle kitabın sonunun gelmekte olduğuna işaret ediyor. Mallarmé Coup de dés‘sinde, kesinlikle gelenekçi olan yazısının kristali andıran yapısı içerisinde gelmekte olanın sahici imgesini görerek, reklamın taşıdığı grafik gerilimi basılı sayfaya sindirebilen ilk kişi oldu. Dadacıların daha sonra giriştikleri tipografik deneyler, doğrusu yazının inşasına dair ilkelerden değil, bu yazı adamlarının hassas sinirsel tepkilerinden kaynaklanıyordu ve bu yüzden deneyleri üslubunun iç doğasından kaynaklanan Mallarmé’ninkilerden daha az kalıcı oldu. Ama tam da bu nedenden ötürü, zamanımızda iktisat, teknoloji ve kamu hayatındaki bütün belirleyici olaylar arasında varolan o ezeli uyumdan hareketle Mallarmé’nin münzevi hücresinde yaptığı monadı andıran keşiflerin ne kadar güncel olduğunu kanıtlıyorlar. Kitapta özerk bir varoluşu sürdürebileceği bir sığınak bulan yazı, reklamlar tarafından acımasızca sokağa düşürülüyor ve iktisadi hayatın bütün vahşi aykırı yasallıklarına tabi kılınıyor. Yeni biçiminin görmesi gereken zorlu bir eğitim. Yazının dikey yazıtlardan, önce rahleye yaslanan el yazmalarından geçerek kitapla yatakta son bulan uzanması, yüzyıllar önce başladı; şimdi yine yavaş yavaş ayaklarını yere basarak doğrulmaya başlıyor. Gazete yataydan ziyade dikey olarak okunuyor, film ve reklamsa basılı kelimeyi tamamen dik açının diktatörlüğüne tabi kılıyor. Çağımızın insanı daha ilk kitabın kapağını açmadan, değişken, renkli, birbiriyle yarışan harflerin uçuştuğu öylesine kesif bir tipiye yakalanıyor ki, kitabın arkaik sükûnetine nüfuz edebilme şansı yok denecek kadar az. Şimdiden şehirlilerin zihin addettikleri güneşin tutulmasına yol açan çekirge sürüsü kadar basılı malzeme, her geçen yıl daha da artacak. İş hayatının başka talepleri daha da ileri gidiyor. Kartoteksler, üç boyutlu yazının fethedildiğinin bir işareti; bu yönleriyle de yazının rünik harfler ya da düğüm yazısı gibi ilk biçimlerinin üçboyutluluğuna şaşırtıcı bir karşılık oluşturuyorlar. (Ve bilimsel üretimin bugünkü şeklinin de kanıtladığı gibi, kitap daha şimdiden, iki farklı kartoteks sistemi arasında günü geçmiş bir dolayım halini almış durumda; çünkü önemli olan şey kitabı yazan araştırmacının kart kutusunda, kitabı inceleyen âlim de onları kendi kart kutusuna aktarıyor.) Ama yazının gelişmesinin ilânihaye kaotik bir akademik ve ticari etkinliğin iktidar talebi tarafından sınırlanamayacağına kuşku yok; yazı bu yeni ekzantrik görselliğiyle grafik alanlara daha derinlemesine daldıkça, birdenbire uygun bir olgusal içerik edineceği, nicel birikimin nitel sıçramaya dönüşeceği an yaklaşıyor. Çok eskiden olduğu gibi şimdi de yazının en birinci ve önde gelen uzmanları olan şairler, bu görsel yazıya ancak çok sessiz ve derinden bir şekilde inşa edilmekte olduğu alanlarla, istatistiki ve teknik diyagramlarla başa çıkarak katılabilirler. Uluslararası bir hareketli yazıya geçerlik kazandırıldığında şairler halkların hayatında taşıdıkları otoriteyi yenileyecek ve kendisiyle kıyaslandığında belagatin bütün yenilikçi atılım ve beklentilerinin modası geçmiş hayaller gibi görüneceği yeni bir rol edinecekler.

Bir Cevap Yazın