Yazının Okunmaz Kullanımı

“Günümüz Sanatında Yazının Plastik Bir Dil Olarak Dışavurumsal Kullanımı” bir bitirme tezi, Güneş Oktay tarafından yazılmış. Dikkatimi çeken kısım -içinde her ne kadar görsel şiir konusu nadiren geçmiş olsa da bir akım olarak- aşağıdaki başlık altında olan ve tezi kapsayan “okunamazlık” ya da “okunmazlık” olgusu. Yazı’nın, Harfin ya da Hurufatın sanat eserinden önce kovulması sonra da yeni zamanlarda kolajla birlikte yeniden eserin gövdesine sızması hali önemli geliyor bana.

(daha&helliip;)

Yazı Nedir?

Barthes “YAZI VE YORUM” [Metis, 1990] içinde Yazı’nın Dil Yetisi ile ilişkisini önümüze seriyor. Buradan biçim ve içerik konusunda bana göre en temel yerden kalkındırıyor yazıyı: “Ne denli incelmiş olursa olsun, biçemde her zaman ilkel bir şeyler vardır: amaçsız bir biçimdir, bir amacın değil, bir tepinin ürünüdür, düşüncenin dikey ve yalnız bir boyutu gibidir.”

(daha&helliip;)

İlkel söz, temel söz

Blanchot, çoğu kez Yazı Yetisi’nin Varlık ve Yokluk ile ilişkisi üzerine insanı şaşırtan sakinlikte metinler ve süreçler ortaya koydu. Kitaplarında konuşan öyle rafine bir hale büründü ki, benim için, orada kendi başına Yazı konuşuyor, Dil yetisi konuşuyor çoğu kez. Aşağıdaki parça “Yazınsal Uzam” kitabından. Şiir, söz, yazı, görsellik vb. arasındaki o hassas gerilimde kendi adıma “olağanüstü” fark edişler yaşatmış bir kitaptı bu, hala da öyle.

(daha&helliip;)

Araç çubuğuna atla