Son Barbar’da Son El

Son Barbar, 2015 yılında başladığı yolculuğunun sonuna geldi. Kitabın yazı kısmı (uzun bir sunuş) bitti. Elbette daha fazla şey eklenebilir, fakat çıkartıp, sadeleştirmek marifetten. O yüzden elimden geldiği kadar kısa tuttum. Görsel şiir konusu (hareketi, akımı, dalgası, karın ağrısı vb.) benimle başlamış ve 15 yılın sonunda da benimle bitmiş gibi görünüyor. Derya Vural, Hakan Şarkdemir dışında görsel şiir yapmaya devam eden var mı, bilmiyorum var, biliyorum (Buğra Giritlioğlu, Erkut Tokman, Roman Karavadi ve dergiler, fanzinler). Elbette bu çevrede (zinhar çevresi) olması gerekmiyor, çünkü sürekli bir yayın yok ortada, hem de bir izler çevre.  İzler çevreyi bir araya toplayan heyecan ve inat çok şükür bir egemenlik alanına dönüşmeden dağıldı gitti de yaptığımız işin ‘profesyoneli’ olmadık. (daha&helliip;)

Karanlığın Yankısız Dibi: Zinhar

“Dipsiz derinliğin yankılanmaz karanlığı.” diyor Lord Dunsany. Lovecraft’ın “Adsız Kent” öyküsünde andığı bu ifade, artık edebi olmayan “edebi” yaşantımın özeti gibi duruyor. Ayrıca Lovecraft’ın dehşetin merkezine oturttuğu Arap Alhazred’in şu ifadesi de eklenebilir bu kara tabloya: “Sonsuza dek yatabilen o ki ölü değildir, Ve tuhaf çağlar ilerledikçe ölüm dahi ölebilir.’ Yakındığım ya da şikayet ettiğimden değil, fakat durum bu kadar umutsuz, kendi adıma. Ama hepimiz gündelik yaşamın kurbanları olacak kahraman adaylarıyız, o yüzden hicranlara gark olmaya gerek yok. (daha&helliip;)

Araç çubuğuna atla