Karanlığın Yankısız Dibi: Zinhar

“Dipsiz derinliğin yankılanmaz karanlığı.” diyor Lord Dunsany. Lovecraft’ın “Adsız Kent” öyküsünde andığı bu ifade, artık edebi olmayan “edebi” yaşantımın özeti gibi duruyor. Ayrıca Lovecraft’ın dehşetin merkezine oturttuğu Arap Alhazred’in şu ifadesi de eklenebilir bu kara tabloya: “Sonsuza dek yatabilen o ki ölü değildir, Ve tuhaf çağlar ilerledikçe ölüm dahi ölebilir.’ Yakındığım ya da şikayet ettiğimden değil, fakat durum bu kadar umutsuz, kendi adıma. Ama hepimiz gündelik yaşamın kurbanları olacak kahraman adaylarıyız, o yüzden hicranlara gark olmaya gerek yok. Karanlığın Yankısız Dibi: Zinhar yazısına devam et

Yazı Nedir?

Barthes “YAZI VE YORUM” [Metis, 1990] içinde Yazı’nın Dil Yetisi ile ilişkisini önümüze seriyor. Buradan biçim ve içerik konusunda bana göre en temel yerden kalkındırıyor yazıyı: “Ne denli incelmiş olursa olsun, biçemde her zaman ilkel bir şeyler vardır: amaçsız bir biçimdir, bir amacın değil, bir tepinin ürünüdür, düşüncenin dikey ve yalnız bir boyutu gibidir.”

Yazı Nedir? yazısına devam et