Tate Britain William Blake Sergisi

4 Ekim’de Tate Britain’da açılan William Blake retrospektif sergisini görme şansım oldu. Ne muazzam eserler. Heyecandan aşırı uyarılmış imgelemim dur durak bilmedi ve uyuyamadım gece. Yazmak lazım dedim, aktarmak lazım izlenimlerimi siz sevgili okurlara.

Çağında “dahi mi deli mi” olduğu pek anlaşılamamış marjinal şair ve sanatçı Blake aynı zamanda suluboya, mürekkep ve temperayla yaptığı dini tasvirlerle birlikte deneysel gravür baskılarıyla da bilinir. Grafik baskı dilinde teknik tecrübedaşlığım, sergiyi kişisel boyutta da anlamlı kılıyor zira.

Kendimi, 1999 yazında asite yedirdiğim kalıpları hazırlarken buldum kimi baskılarındaki renk-leke detaylarına yakından bakınca. Yahu ne çok benzerliğimiz varmış. Aynı izleri sürmüş, aynı görsel tatları denemişiz. Rölyef baskı relief etching, ya da asit indirgeme; Blake’in keşfettiği ve sır gibi kendine sakladığı, şiir-yazı ve imgeyi birleştirdiği teknik olarak ifade edilmiş sergide. Bir kez daha Gören Bulut hocama sessizce teşekkür ettim, evrensel grafik dili bize öğrettiği için. Blake onun da gravür tarzıyla sevdiği ve baskı-resim derslerimizde örnek aldığımız biriydi.

Canlı, vivid renklerle karabasanların, acının, insana özgü tarifsiz hüznün, ilahi kaderin ve lanetin adeta simgeleştiği orijinal baskıları yakından görmek çok etkileyiciydi. Simgesel, ikonik ve şiirsel bunca ifade gücünü harmanlayan eşsiz bir vizyon Blake’inki.

Eşi Catherine, Blake’in kitaplarının yapımı, elle ve suluboyayla boyanması konusunda yardımcısı, sağ kolu olmuş. Hem eleştiri hem de tasarımda, üretimde görüş ve önerilerde bulunmuş.

Çağının estetiğine ve tasvir kalıplarına uymayan sarsıcı görsel dili; aşkın transcendental bir evrenin parçası olduğundan Blake’in gravürleri halen zamansız timeless ve imgeleri halen ruhumuza dokunan bir incelikte ve kusursuzlukta. Çağının paletine, ışığına, dokusuna her şeyine aykırı ama tam bir klasik usta, ölümsüz bir sanatçı ve şair.

Blake, Fransız Devrimi ve sömürge colonial savaşların arasında Britanya Krallığının ideallerinin nasıl yerle bir edildiğine şahit olmuş. İmparatorluğun parçası ve sömürgesi Amerika’nın bağımsızlık savaşıyla, eski dünya düzeninin ve kıtalara hükmeden işgalci imparatorluğun ulusal bilinç karşısında hızla nüfuz kaybedişine de tanıklık etmiş. Yeni, ulusal ve cumhuriyetçi politik dinamiklerin ateşlendiği bir Avrupa ve bu gerginlik içerisinde gücünü korumaya çalışan imparatorluğa, İngiltere’ye baş kaldıran Amerika. Tüm bu politik ve sosyal parametreler Blake’in müzmin karamsarlığının, eserlerindeki karanlığın ve kirlenmiş geleceğin, koyu inancın ve agnostik bakış açılarının ateşleyicileri olmuş.

1779’da girdiği Kraliyet akademisinde Royal Academy klasik resim ve sanat eğitimi alan Blake, sanatçıların pazarlandığı mezuniyet ve dönem sergilerinden pek umduğunu bulamamış. Örtük ve karanlık tasvirlerinin popüler karşılık görememesiyle de kendine dönmüş. Sessizce kişisel tekniğini, kendi finanse ettiği deneysel şiir kitapları, illüstrasyonları ve kitapları üzerinden ve yine küçük hacimlerde arkadaş çevresine özel, sipariş usûlü baskılar yaparak geliştirmeye devam ettirmiş. Ticari baskılar, irili ufaklı gravürler ve özel komisyonlar idare edecek kadar maddi kaynak sağlasa da ailesi aslen Londra Soho’da manifaturacı ve çorap üreticisi orta sınıf bir tüccar olan Blake, salt sanat geliriyle ayakta durmakta hep zorlanmış. Kıt kanaat geçinmiş.

Hayatının sonuna doğru Blake, sanrılardan ve trans halinde gözünün önüne gelen görüntülerden visions bahseder. Sanrılar ya da vahiyler, gerçeklikten kopuşun ve ilahi kudretin zuhur ettiğini varsaydığı; ruh ve ötesini, ebedi sonsuzluğu, kutsal kitapların mitolojisini de kullanarak tinsel evrenin kapılarını açmaya çalıştığı, araladığı, peygamberi ve inancı sorguladığı, destansı şiirsel hesaplaşmalardır. Zamanının eleştirmenlerine ve kimine göreyse halüsinasyonlardan delusion başka bir şey değildir.

Gravür baskılarının figür, renk, doku ve genel tarzıyla dönemine aykırı tutumu Blake’i ahir dünyanın perdelerini açmaya cesaret gösteren yalnız bir sanatçı ve şair olduğunun da kanıtı. Eserlerindeki çok renklilik: yağlıboya gibi ama değil, karma teknik, rölyef gravür baskı ve imgesel, tipografik çok katmanlılık, günümüze kadar ulaşmakta ve bakanı, okuyanı halen derinden etkilemektedir. Ölümsüzlüğü kendine ve insana dair arayışlara birer ayna tutmasındandır belki de.

 

 

  • Everything is an Attempt to be Human
  • D2C82B0A-D0E2-41A2-A943-2680F2DB600A
  • D6EF5E55-30D9-4223-A762-89EAAF8935D3
  • 9D39087B-84C8-4731-9E0C-3DEAA9E3249D
  • 5696C00D-3CC7-44FD-A47D-FC32168B6BC6
  • EF9C06CE-856F-4099-90B5-0B0FED4EE6F8
  • 1E1A3F67-F83F-4F8B-B402-473C8481C52E
  • 337B8D49-EB70-4C66-B428-AF8118784EB4
  • 86F5C29C-0D70-4B26-AC93-BFB4DD65BAAC
  • 28C49726-3111-4073-9736-5305ADE25E16
  • Albion Rose by Blake, Detail
  • 90B6368D-1604-4B94-9564-6BF323BA79CF
  • Infant Joy
  • Dante Alighieri, Kıyamet Günü
  • Arkadaşlık
  • Faeries
  • 6C82505C-2A22-4AD2-A159-10FDDC612983
  • Gravür Detay 1
  • Gravür Detay 2
  • C944996D-7F0C-4020-8DE4-7A02F095A8AB
  • 47A70607-C395-4680-880A-3840D24DE5A4
  • 921B45FA-F6D1-48F1-8D8A-F38C9B86A10D
  • E9F048DE-F118-4EAF-80DF-041B4945FFB9
  • 839B42F8-1359-4A3A-818C-274BE506E87A

 

 

Ek olarak; genel bir izleyici profili sıkıntısından bahsetmek istiyorum, buna kendim de dahil olmak üzere. Maalesef bir eseri kaydetmeye başladığımız anda ki çoğunlukla gayri ihtiyari cep telefonlarımız sayesinde oluyor bu son zamanlarda, fotoğraf makinesi de eklenebilir. Farkında olmadan gözü edilgenleştirip, gözle beyin arasına giren aygıta yüklüyoruz anlam oluşturma ve değerlendirme yetilerini. Yıllar önce İzmir Resim Heykel Müzesinde gördüğüm A. Dürer baskılarını, detaylarını nasıl hatırlayıp, Blake’in yakından gördüğüm kimi gravür baskılarındaki detayları anımsayamadığımı fark edince durumu tespit etmenin gereğini anladım.

Ne acıklıdır ki artık sergi gezmenin; görülen eserin idrakinin ve şahsi görsel hafızaya kaydının gitgide silikleştiği bir çağdayız. Tate Britain’a 24 Ekim’de şiir üzerine bir konuşma için tekrar gideceğim, sergiyi bu kez çıplak gözlerimle ve açık bilincimle gezmek istiyorum. Detaylarında kaybolmak ve dokularını texture beynime kazımak istiyorum.

Kaydetme dürtüsü hem yarar hem de zarar bazı konularda ve görsel bağlamda hafızayı bir miktar sekteye uğrattığı kanaatindeyim. Not alınabilir mesela. Şahsen, kimi imge ve detayları küçük taslaklar halinde çalışır, not alırım fikir/eskiz defterime sonradan incelemek üzere.

Sevgili okur, Blake üzerine yazılarım devam edecek. The Poetry Of London cazip konusuyla, merakla beklediğim bir etkinlik. Ayrıca geçen yıl Ekim ayı boyunca her gün mürekkeple bir çizim yaparak William Blake’den alıntılarla katıldığım inktober etkinliğine bu yıl da yine Blake’den alıntılarla devam ediyorum.

Kuşkusuz, yüce sanatçı ve şair Blake’in peşinden giderek destansı grafik dünyasına dalmak ve ufkumu geliştirmek adeta özüme doğru usul usul akan fevkalâde bir seyir ve bu, beni ziyadesiyle hoşnut etmekte.

Bir Cevap Yazın